Neler yeni

Yeni mesajlar Yeni konular En çok mesaj En çok tepki En çok görüntülenen

Bu Kadar Sevebilir misiniz.Bu kadar fedakar olabilirmisiniz?

Sadgraf

🌟Usta Tasarımcı🌟
Katılım
5 May 2009
Mesajlar
285
Tepkime puanı
23
Uzun gibi görünsede okumaya deger bir hikaye...:crying:

Bir otobüs durağında karşılaşmışlardı ilk kez.... Biri tıpta okuyordu,
öbürü mimarlıkta. O ilk karşılaşmadan sonra, bir kere, bir kere, bir
kere daha karşılaşabilmek için, hep aynı saatte, aynı duraktan, aynı
otobüse bindiler. Gençtiler, çok genç... Birbirileriyle konuşacak
cesareti bulmaları biraz zaman aldı ama sonunda başrdılar. İkisi de her
sabah otobüse bindikleri semtte oturmuyorlardı aslında. Delikanlı
arkadaşında kaldığı için o duraktan binmişti otobüse, kız ise
ablasında.... Sırf birbirilerini görebilmek için, her sabah erkenden
evlerinden çıkıp, şehrin öbür ucundaki o durağa, onların durağına
geldiklerini, gülerek itiraf ettiler bir süre sonra...

Okullarını bitirince hemen evlendiler. Mutluydular hem de çok mutlu...
Bazen işsiz, bazen parasız kaldılar ama öylesine sıkı kenetlenmişti ki
yürekleri ve elleri hiçbir şeyi umursamadılar. Ayın sonunu zor
getirdikleri günlerde de ünlü bir doktor ve ünlü bir mimar olduklarında
da hep mutluydular. Zaman aşımına uğrayan, alışkanlıklara yenik düşen,
banka hesabında para kalmadığı için ya da tam tersine o hesabı daha da
kabarık hale getirmek uğuruna bitip-tükeniveren sevgilerden değildi
onlarınki... Günler günleri, yıllar yılları kovaladıkça sevgileri de
büyüdü, büyüdü... Tek eksikleri çocuklarının olmamasıydı. Zorlu bir
tedavi sürecine rağman çocuk sahibi olmayınca, “bütün mutlulukların
bizim olmasını beklemek, bencillik olur” diyerek devam ettiler
hayatlarına. Çocuk yerine, sevgilerini büyüttüler... “Senin için ölürüm”
derdi kadın, sımsıkı sarılıp adama ve adma “Hayır, ben senin için
ölürüm” diye yanıt verirdi hep...

Bazen eve geldiğinde, aynanın üzerinde bir not görürdü kadın, “Bir
tanem, kütüphanenin ikinci rafına bak....” Kütüphanenin ikinci rafında
başka bir not olurdu, “Mutfaktaki masanın üzerine bak ve seni çok
sevdiğimi sakın unutma” Mutfaktaki masadan, salondaki dolaba sevgi dolu
notları okuya okuya koşturan kadın, sonunda kimi zaman bir demet çiçek,
kimi zaman en sevdiği çikolatalar, kimi zaman da pahalı armağanlarla
karşılaşırdı... Aldığı hediyenin ne olduğu önemli değildi zaten....

Hayat ne kadar hızlı akarsa aksın, işleri ne kadar yoğun olursa olsun
hep birbirlerine ayıracak zaman buluyorlardı bulmasına ama kırklı
yaşların ortalarına geldiklerinde, daha az çalışmaya karar verdiler.
Adam, hastaneden ayrıldı ve muayenehanesinde hasta kabul etmeye başladı.
Kadın da mimarlık bürosunu kapadı ve sadece özel projelerde görev aldı.
Artık daha fazla beraber olabiliyorlardı. Bir gün sahilde dolaşırken,
harap durumda bir ev gördü kadın, üzerinde “satılık” levhası asılı olan.
“Ne dersin, bu evi alalım mı?” dedi adama. “Bu viraneyi yıktırır, harika
bir ev yaparız. Projeyi kafamda çizdim bile. Kocaman terası olan,
martıları kahvaltıya davet edeceğimiz bir deniz evi yapalım burayı...”
“Sen istersin de ben hiç hayır diyebilirmiyim?” diye yanıt verdi adam.
“Amerika’daki tıp kongresinden döner dönmez ararım emlakçıyı... Kaç para
olursa olsun, burası bizimdir artık....”

Sadece bir hafta ayrı kalacaklarını bildikleri halde, ayrılmaları zor
oldu adam Amerika’ya giderken. Her gün, her saat konuştular telefonla.
Gözyaşları içinde kucaklaştılar havaalanında. Fakat birkaç gün sonra,
kocasında bir tuhaflık olduğunu fark etti kadın. Eskisi kadar mutlu
görünmüyor, konuşmaktan kaçınıyordu. Onu neşelendirmek için, sahildeki
evi hatırlattı ve çizdiği projeyi verdi kadın ama hiç beklemediği bir
cevap aldı: “Canım, o ev bizim bütçemizi aşıyor. Sen en iyisi o evi
unut...”

Mutsuzluk, mutluluğun tadına alışmış insanlara daha da acı, daha da
çekilmez gelir. Kadın, hiç sevmedi bu beklenmedik misafiri. Derdini
söylemesi için yalvardı adama, “Senin için ölürüm, biliyorsun, ne olur
anlat” diye dil döktü boş yere... Yıllardır sevdiği adam, duyarsız ve
sevgisiz biriyle yer değiştirmişti sanki. Ona ulaşmaya çalıştıkça, beton
duvarlara çarpıyordu kadın, her çarpmada daha fazla kanıyordu yüreği...

Bir gün, çocukluğunun, gençliğinin ve bütün hayatının birlikte geçtiği
arkadaşına dert yanarken, “Artık dayanamıyorum, sana söylemek
zorundayım” diye sözünü kesti arkadaşı. “O, seni aldatıyor. İş yerimin
tam karşısındaki restoranda genç bir kadınla yemek yiyiyor her öğlen.
Sonra sarmaş dolaş biniyorlar arabaya....”

“Sus, sus çabuk, duymak istemiyorum bu yalanları” diye bağırdı kadın.
Onca yıllık arkadaşını, kendisini kıskanmakla suçladı.... Ertesi gün,
öğle vakti o restoranın hemen karşısında bir köşeye sindi sessizce ve
peri masallarının sadece masal olduğunu anladı... Kocasının eskiden aynı
hastanede çalıştığı genç çocuk doktorunu tanıdı hemen. Bazen evlerinde
ağırladıkları kadına nasıl sarıldığını gördü adamın...

Akşam kocası eve gelir gelmez, bazen bağırıp, bazen ağlayarak, bazen ona
sımsıkı sarılıp bazen de yumruklayarak haykırdı suratına her şeyi. İnkar
etmedi adam. Zamanla duyguların değişebildiği, insanların orta yaşa
geldiklerinde farklılık aradığı gibi bir şeyler geveledi ağzında ve
bavulunu alıp gitti evden. Kapıdan çıkarken, “son bir kez kucaklamak
isterim seni” diyecek oldu ama kadın, “defol” dedi nefretle...

İlk celsede boşandılar... Modern bir aşk hikayesinin böyle son bulmasına
kimse inanamadı. Arkadaşlarının desteğiyle ayakta kalmaya çalıştı kadın.
Adamın, sevgilisiyle birlikte Amerika’ya yerleştiğini öğrendi. Bazen
yalnız kaldığında, onu hala sevdiğini hissedince, ağlama nöbetleri
geçiriyor, aşkın yerini, en az onun kadar yoğun bir duygu olan nefretin
alması için dua ediyordu.

Aradan bir yıl geçti... Her şeyin ilacı olduğu söylenen zaman bile,
kadının derdine çare olamamıştı. Bir sabah, ısrarla çalan zilin sesiyle
uyandı. Kapıyı açtığında, karşısında o kadını gördü. “Sen, buraya ne
yüzle geliyorsun” diye bağırmak istedi ama sesi çıkmadı. “Lütfen, içeri
girmeme izin ver, mutlaka konuşmamız gerekiyor.” dedi genç kadın.
Kanepeye ilişti ve zor duyulan bir sesle konuşmaya başladı: “Hiçbir şey
göründüğü gibi değil aslında. Çok üzgünüm ama o bir saat önce öldü.
Geçen yıl Amerika’daki kongre sırasında öğrendi hastalığını ve yaklaşık
bir senelik ömrü kaldğını. Buna dayanamayacağını, hep söylediğin gibi
onunla birlikte ölmek isteyeceğini biliyordu. Seni kendinden
uzaklaştırmak için, benden sevgilisi rolünü oynamamı istedi. Ailesine de
haber vermedi. Birlikte Amerika’ya yerleştiğimiz yalanını yaydı.. Oysa
ilk karşılaştığınız otobüs durağının karşısında bir ev tutmuştu. Tedavi
görüyor ve kurtulacağına inanıyordu ama olmadı. Gece fenalaşmış,
bakıcısı beni aradı, son anda yetiştim. Sana bu kutuyu vermemi
istedi...” Gözlerinden akan yaşları durduramayacağını biliyordu kadın.
Hemen oracıkta ölmek istiyordu. Eline tutuşturulan kutuyu açmayı neden
sonra akıl edebildi. İtinayla katlanmış bir sürü kağıt duruyordu kutuda.
İlk kağıtta, “Lütfen bütün notları sırayla oku bir tanem” diyordu...
Sırayla okudu; “Seni çok sevdim”, “Seni sevmekten hiç vazgeçmedim”,
“Senin için ölürüm derdin hep, doğru söylediğini bilirdim.” “Fakat benim
için ölmeni istemedim” “Şimdi bana söz vermeni istiyorum.” “Benim için
yaşayacaksın, anlaştık mı?” son kağıdı eline alırken, kutuda bir anahtar
olduğunu gördü kadın... Ve son kağıtta şunlar yazılıydı:

“Sahildeki evimizi senin çizdiğin projeye göre yaptırdım. Kocaman
terasta martılarla kahvaltı ederken, ben hep seni izliyor olacağım....”
:alkis:
 

crazyglad

👑Efsanevi Grafiker👑
Katılım
7 Mar 2008
Mesajlar
4,068
Tepkime puanı
89
Ben bunu bilahare okurum söz :)
Teşekkürler paylaşım için :)
 

MiRaY GÜÇLÜ

👑Efsanevi Grafiker👑
Katılım
13 May 2008
Mesajlar
2,356
Tepkime puanı
104
Daha önce malime gelen hikayelerden biri ve çok begenmiştim ve bir kere daha okumaya deger...
Teşekürler paylaşım için...
 

Sadgraf

🌟Usta Tasarımcı🌟
Katılım
5 May 2009
Mesajlar
285
Tepkime puanı
23
Bence korkma oku:D okudukça sürüklüyor sona doğru:)

Bu hikayeden siz ne gibi bir sonuç yaratırdınız.
Adamın yaptıgını yaparmıydınız?
Yoksa her ne olursa olsun bırakıp gitmezmiydiniz?...
Veya.... yapardınız?
Seçim sizin?Okuyun bir cevapta siz bulun:)
 

g.ecglr

Kreatif Stratejist
👑Efsanevi Grafiker👑
Katılım
28 Eki 2008
Mesajlar
5,633
Tepkime puanı
124
Yaş
37
Ya sen ne yaptın böyle arkadaşım ya...
:crying: :crying::crying:
Bu daha önce okumuştum fakat şimdi evli biri olarak tekrar okudum...
Bu hayatta hiç cevaplamak istemediğim bir soru idi şimdi kabak gibi duruyor önümde...
Kafama koca bir balyoz indi sanki; kendimi kadının yerine koydum tekrar tekrar...
Allah' ım eşimi bensiz; beni onsuz bırakmasın...
Aynı anda alsın canımızı; acımızı ikimize de yaşatmasın...
Fakat yinede adamın yaptığının hata olduğunu düşünüyorum.Belki iyileşekti fakat karısına olan özleminden dolayı moralman çöktü; kadın yanında olsaydı belkide iyileşekti...
Ben olsam ne mi yaparım, eşim Alah korusun düşenemiyorum bile ama olurdu onu kayberdersem; olaki bir kaç saniye içinde delirmezsem; kendimi vururum...
Onsuz bir an bile nefes alamam...
 

Sadgraf

🌟Usta Tasarımcı🌟
Katılım
5 May 2009
Mesajlar
285
Tepkime puanı
23
Ya aslında niyetim üzmek degil kimseyi :crying: Allah sevenleri böyle durumlarla karşılaştırmasın,karşılaşanlara da sabır versin ne diyebilirim ki..Ben olsam adamın yaptığı yapmazdım ama geçenlerde izlediğim P.S:I Love You filmindeki gibi sevdigime geride yaşabilinesi bir hayat bırakmak için zemin hazırlardım.Bu hikayedeki adam da yapmış kendince ama onu kaldırabilmek cok zor ya:(
 

gulumbeyaz

🌱Yeni Üye🌱
Katılım
21 May 2009
Mesajlar
2
Tepkime puanı
0
gerçek bi aşk ilk olarak okumaya değer kimse o fedakarlığı göze alamaz adam öleceğini bildiği için gitmiş zaten en doğrusunu yapmış bence.ben o durumda olsam aynısını yapardım sevdiğime acı çektirmemek için:crying::crying::crying:
 

özzlemm

♾️Grafik Gurusu♾️
Katılım
8 Eki 2008
Mesajlar
1,033
Tepkime puanı
30
ben bu durumu yaşadım :( aynı şekilde beni de 4 yıl önce bıraktı erkek arkadasım beyin tümörü yüzünden :( :( çok üzüldüm kendimi paraladım yemek yemedim öldüm sandım :(:( sırf beni yarı yolda bırakmamak için üzmemek için :( ama bana hastalığını deseydi asla bırakmazdım aslaa :( bana o günlerimi anımsattın :( paylaşım için teşekkürler :( :worried:
 

graphicturk

Kreatif Stratejist
👑Efsanevi Grafiker👑
Katılım
5 Mar 2008
Mesajlar
11,410
Tepkime puanı
352
Yaş
51
Web sitesi
www.graphicturk.com
yaşamaksa seni sevmek ben hiç ölmedimki

güzel ve doğal zaman herşeyin ilacı diyen yalan söylemiş ancak kendini kandırırsın zorunlu ayrılıklar bazen birşeyleri açıklayabilirsin ölmüş olsanda sevdiğin insana ama birde ölsende açıklayamayacağın ayrılık sebepleri vardır benimki gibi ve o sırda seninle mezara gider! :crying:
 

Sadgraf

🌟Usta Tasarımcı🌟
Katılım
5 May 2009
Mesajlar
285
Tepkime puanı
23
güzel ve doğal zaman herşeyin ilacı diyen yalan söylemiş ancak kendini kandırırsın zorunlu ayrılıklar bazen birşeyleri açıklayabilirsin ölmüş olsanda sevdiğin insana ama birde ölsende açıklayamayacağın ayrılık sebepleri vardır benimki gibi ve o sırda seninle mezara gider! :crying:

Sanırım hassas bir durum,ne söylenebilirki:worried:
 
Üst